MomSpeaking yöntemi

Bilmekten
konuşmaya

Temel dilbilgisinden akıcı Japoncaya giden en verimli yol üzerine

10 dakikalık okuma19 kaynak

Yetenekli şarkıcı rahatça söyler.

Yetenekli koşucu rahatça koşar.

Peki ya dile yetenekli olan?

Yabancı dili kimse
anasının karnında öğrenmez.

Japoncada köpeğe neden inu (犬) dendiğinin özel bir sebebi yok. Ses ile anlam arasında zorunlu bir bağ yoktur; dilbilimci Ferdinand de Saussure buna göstergenin nedensizliği der (Saussure, 1916). Sebep olmayınca yeteneğin çıkarsayabileceği bir şey de kalmaz. Her kelimeyi, her dilbilgisi öğesini tek tek duyup öğrenmekten başka yol yoktur. Eski Japonca Yeterlilik Sınavının en üst seviyesi tek başına yaklaşık 10.000 kelime istiyordu (Japan Foundation & JEES, 2002).

Akıcılığa ulaşan herkes, istisnasız, bu işe uzun saatler vermiştir. Yetenek yolda ne kadar hızlı gideceğinizi değiştirir ama yolu kısaltmaz. Geriye tek bir soru kalıyor.

Hangi yol
en verimli?

Sohbet bir maçtır

Öğretmenle pratik yapmak neden sanıldığı kadar verimli değil

İşleyen demir ışıldar, derler. Bu yüzden pek çok öğrenci temel dilbilgisini bitirir bitirmez ana dili Japonca olan biriyle ya da bir yapay zekâ öğretmeniyle konuşma pratiğine başlar. Bu değerli bir deneyimdir. Ama bir üst seviyeye çıkmanın verimli yolu değildir. Bunun üç nedeni var.

1Öğretmen öğrenme haritanızı göremez

Öğrenme haritası derken “başlangıç”, “orta”, “ileri” gibi belirsiz etiketlerden söz etmiyoruz. Kastettiğimiz somut veriler: öğrenmeniz gereken bütün kelimeler ve kalıplar ile her birinin önemi; bunlardan hangilerini bildiğiniz, hangilerini bilmediğiniz; her birini en son ne zaman gördüğünüz ve hangilerini unutmak üzere olduğunuz. İnsan da olsa yapay zekâ da olsa, hiçbir öğretmen bu haritayı önüne açıp sizinle konuşmaz. Hangi kelimelerle karşılaşacağınız tesadüfe kalır. Bildiğiniz kelimeler bıkkınlık verecek kadar tekrarlanır, tam şimdi öğrenmeniz gerekenler ise vaktinde gelmez.

2Kazanda ne varsa kepçeye o çıkar

Söyleyecek bir şey bulamayan öğrenci ya bilmediği ifadenin etrafından dolaşır ya da kafasında Türkçeden çevirip Japonca kelimeleri Türkçe kalıba yerleştirir. Öğrencilerin zor yapılarda hata yapmak yerine o yapıları hiç kullanmadan geçiştirdiği 1970’lerden beri gözlemleniyor (Schachter, 1974). Kafada çeviriyle kurulan cümleler ilk bakışta makul görünse de çoğu zaman bir Japonun asla böyle söylemeyeceği cümlelerdir.

Öğretmen hatalarınızı düzeltebilir elbette. Ama sohbeti sürdürme baskısı altında düzeltmeler sanıldığı kadar işe yaramaz. Gerçek dersleri gözlemleyen bir araştırmada en sık rastlanan düzeltme türü, yani öğrencinin cümlesini hatası düzeltilmiş hâliyle ona geri söylemek, öğrencinin hatasını kendisinin düzeltmesine en az yol açan tür çıktı (Lyster & Ranta, 1997).

Sırayı tersine çevirmek daha iyi sonuç verir. Önce doğru cümleleri yeterince duyup tekrar ederseniz, ihtiyaç duyduğunuzda ağzınızdan da doğru cümleler çıkar. Bebekler ana dillerini tam da böyle edinir: annelerini taklit ederek.

3Maç deneyimi, temel sağlamsa işe yarar

Sohbetten ne kazanacağınız, sohbete ne getirdiğinize bağlıdır. Sporda da böyledir: temeli zayıf bir oyuncu maç üstüne maç oynasa da bir noktada tıkanır. Psikolog Anders Ericsson’ın keman öğrencileri üzerine yaptığı araştırmada da beceri düzeylerini ayıran, sadece çalarak geçirilen saatler değil, tek başına ve doğrudan zayıf noktalara yönelik yapılan bilinçli pratik saatleriydi (Ericsson et al., 1993). Bir hedefiniz varsa oyuna değil, ciddi bir antrenmana ihtiyacınız var.

Maçlar
antrenmanda kazanılır.

Akıcılığın yapı taşları

Dilbilgisini bildiğiniz hâlde neden takılıyorsunuz

Dilbilgisini biliyorsunuz. Epey kelime de biliyorsunuz. Ama konuşma sırası gelince kelimeler dilinizin ucunda kalıyor. Temelleri bitirmiş öğrencilerin en yaygın derdi budur; cevabı da bir dili ana dili olarak konuşanların gerçekte nasıl konuştuğunda saklı.

1Ana dilinde konuşan, cümleyi sıfırdan kurmaz

Dilbilimciler Andrew Pawley ve Frances Syder, ana dilinde konuşanların akıcılığının dilbilgisi kurallarıyla tek başına açıklanamayacağına dikkat çekti (Pawley & Syder, 1983). İnsan ana dilinde konuşurken her cümleyi kurallara göre kelime kelime dizmez; daha önce sayısız kez duyup söylediği kalıpları bütün hâlinde çekip çıkarır. Bu yüzden hızlıdır, bu yüzden kulağa doğal gelir.

Türkçe konuşanlar için bunun somut bir karşılığı var. Japonca, Türkçe konuşanlara şaşırtıcı derecede tanıdık gelir: fiil sona gelir, Türkçedeki hâl eklerinin işini Japoncada ismin ardından gelen edatlar görür. Ama bu benzerlik bir tuzak da kurar. 信じる kelimesini “inanmak” diye ezberleyen öğrenci, “sana inanıyorum” demek isterken Türkçedeki -⁠e hâlini olduğu gibi に ile karşılar ve あなたに信じています der. Doğrusu あなたを信じています: Japoncada inanılan kişi に değil を alır. Bu を, kelime listesinde 信じる kelimesinin yanında yazmaz. Yalnızca cümlenin içinde vardır.

  • trene binmek 電車に乗る
  • sana inanmak あなたを信じる
  • evden çıkmak 家を出る
  • müziği sevmek 音楽が好きだ
Şekil 1Türkçenin hâl ekleri Japoncanın edatlarıyla birebir eşleşmez: -⁠e bazen に olur, bazen を; -⁠den ve -⁠i de beklenmedik edatlara dönüşebilir. “信じる = inanmak” gibi bir karşılık bunu söylemez. Bu ancak cümlenin içinde görünür.

“You shall know a word by the company it keeps.”

Bir kelimeyi, birlikte bulunduğu kelimelerden tanırsınız. — dilbilimci J. R. Firth (Firth, 1957)

“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” sözü kelimeler için de geçerli. MomSpeaking’in kelimeleri her zaman cümlenin içinde öğretmesinin nedeni bu. Cümleyle öğrenirken bir kelimenin yanında getirdiği edatları, çekimlerini ve cümledeki yerini tek seferde edinirsiniz.

2Ana dilinde konuşan, çeviri yapmaz

Dilbilgisi kitabından öğrendiğiniz bilgi, açıklayabildiğiniz bilgidir. Konuşmak için gereken ise düşünmeden kullanabildiğiniz bilgidir. Birini ötekine dönüştüren şey anlamak değil, bol bol alıştırma yapmaktır. Alıştırma biriktikçe bir işin gerektirdiği süre, hata ve dikkat azalır; bilgi yavaş yavaş otomatikleşir (DeKeyser, 2007).

Kafanızdaki çeviri süzgeci de aynı yolla ortadan kalkar. Başta 信じる kelimesini duyduğunuzda aklınıza önce “inanmak” gelir, anlam ancak ondan sonra. Ustalaştıkça Japonca kelimeden anlama doğrudan uzanan bir yol açılır (Kroll & Stewart, 1994).

İlk öğrendiğinizde

Japonca 信じる kelimesinden Türkçe “inanmak” üzerinden anlama giden yol kalın, anlama doğrudan giden yol ince. anlam 信じる inanmak

Ustalaştıkça

Japonca 信じる kelimesinden anlama doğrudan giden yol kalın, Türkçe üzerinden giden yol ince. anlam 信じる inanmak
Şekil 2İki dilli belleğe dair gözden geçirilmiş hiyerarşik modelin (Kroll & Stewart, 1994) sadeleştirilmiş bir çizimi. Başta Japonca bir kelime anlamına Türkçe karşılığı üzerinden ulaşır. Ustalaştıkça oraya doğrudan varır.

Toplama değil, çarpma. Çok cümle bilip de onları bulmak için uzun uzun düşünürseniz sohbet tıkanır; hızlı olup da söyleyecek cümleniz yoksa sohbet sığ kalır. İkisinin de sohbet içinde kendiliğinden birikmesini beklemek fazlasıyla yavaştır. İkisi de ayrı ayrı ve yoğun biçimde çalışılmalı.

Shadowing ve iki zayıf noktası

Kanıtlanmış bir yöntem göz kararı uygulandığında

Dinlersiniz, anlamını hatırlarsınız, sesli tekrar edersiniz. Shadowing (gölgeleme), uzun zamandır kullanılan bir dil öğrenme yöntemidir ve etkisi araştırmalarla da doğrulanmıştır. Duyduğunuz konuşmayı hemen ardından tekrar etmek konuşma seslerini doğru ayırt etme becerisini geliştirmiş (Hamada, 2016), araştırmacılar da shadowing’i dinleme ile konuşma arasında bir köprü olarak tanımlar (Kadota, 2019). Doğru cümlelerden yola çıkıp cümle cümle sesli tekrar ettirdiği için yukarıdaki koşulların hepsini karşılar. Ancak göz kararı yapılan shadowing veriminin büyük kısmını yitirir.

1Malzeme size göre değil

Bir anime ya da dizi sahnesini taklit etmeyi denediyseniz nasıl olduğunu bilirsiniz. Bilmediğiniz kelime çoksa iş anlamsız bir ses taklidine döner; hepsini biliyorsanız aklınızda yeni bir şey kalmaz. En bilinen araştırmalar bunu rakamlarla ortaya koyar: bir metni kendi başınıza anlamak için kelimelerinin yaklaşık %98’ini (Hu & Nation, 2000), konuşmayı takip etmek için ise yaklaşık %95’ini bilmeniz gerekir (van Zeeland & Schmitt, 2013). Yani bilmediğiniz kelimeler yirmide biri aştığında anlamakta zorlanmaya başlarsınız.

Dilbilimci Stephen Krashen en iyi girdiye i+1 dedi: şu anki seviyenizin (i) tam bir adım ötesindeki girdi (Krashen, 1985). Taklit ettiğiniz malzemenin, çalıştığınız anda tam da sizin için i+1 olma ihtimali yüksek değildir.

2Tekrarın zamanını kaçırırsınız

Aynı sayıda tekrarı tek oturuşta yapmak yerine birkaç güne yaymak, öğrendiğinizin çok daha uzun süre akılda kalmasını sağlar. Unutma eğrisiyle tanınan Hermann Ebbinghaus’tan (Ebbinghaus, 1885) bu yana bellek araştırmalarında en tutarlı biçimde tekrarlanan bulgulardan biri olan aralık etkisi budur. 300’ü aşkın deneyi bir araya getiren bir analiz de aynı sonuca vardı (Cepeda et al., 2006).

Şekil 3Unutma eğrisi ve aralıklı tekrar, kavram olarak (gerçek veri değildir). Unutmak üzereyken yapılan her tekrardan sonra hafıza daha yavaş zayıflar ve bir sonraki tekrara kadarki aralık uzar.

Sorun ölçekte. Öğrenilecek cümleler binlere, sonra on binlere ulaştığında neyi ne zaman tekrar edeceğinizi elle takip etmek kimsenin baş edebileceği bir iş olmaktan çıkar.

Neyi ne zaman çalışırsanız kalıcı olur?
Bu, elle yapılamayacak kadar büyük bir hesap.
O hesabı MomSpeaking yapar.

Tamamen size özel shadowing

MomSpeaking tek bir cümleyi nasıl seçer

MomSpeaking’in yaptığı iş tek cümleyle özetlenebilir: şu anda sizin için en verimli olan tek bir Japonca cümleyi seçmek. Bunun için öğrenme motoru dört iş yapar.

Kelime
14.000+
Örnek cümle
140.000+
Kalıp
900+

1Japoncanın haritasını çıkarır

14.000’i aşkın kelimeyi JLPT seviyesine ve gerçek kullanım sıklığına göre sınıflandırıp sıraladık. Günlük konuşmada kullanılan kelimelerin büyük kısmını az sayıda yüksek sıklıklı kelime oluşturduğundan (Zipf, 1949), kelimeleri sıklık sırasıyla öğrenmek aynı sürede en çok verimi almanın yoludur (Nation, 2013).

2Sizin kaydınızı tutar

Öğrenmenin birimi cümle, kaydın birimi ise kelimedir. Bir cümleyi shadowing ile çalıştıktan sonra nasıl geçtiğini bildirirsiniz; bu sinyal cümledeki her kelimeye aktarılır ve öğrenme verileriniz kelime kelime birikir: en son ne zaman çalıştığınız, sizin için ne kadar zor olduğu, hafızanızda ne kadar sağlam durduğu ve ne zaman silikleşmeye başlayacağı. Hafızanın durumu, aralıklı tekrar algoritması FSRS ile tahmin edilir. Bu algoritma, 200 milyonu aşkın gerçek öğrenme kaydıyla hafızanın nasıl değiştiğini modelleyen bir araştırmadan doğdu (Ye et al., 2022).

3En uygun sonraki cümleyi seçer

Öğrenme motoru sıradaki cümleyi seçerken öğrenme haritanıza bakar ve sizi bugünkü seviyenizin biraz ötesine taşıyacak bir cümle seçer.

Öğrenilecek kelime

辺りあたりçevre, civar

Öğrenme haritasındaki 340. kelime · Geçtiği örnek cümle sayısı: 227

  1. 日没とともに、あたりは闇に包まれた。

    Gün batımıyla birlikte etrafı karanlık kapladı.

    4bilinmeyen kelime

  2. あたりを見回しても誰もいませんでした。

    Etrafa bakındım ama kimse yoktu.

    1bilinmeyen kelime

  3. この辺りは店が少ない。

    Bu civarda az dükkân var.

    0bilinmeyen kelimeSeçilen

Şekil 4İlk 339 kelimeyi bilen birine 340. kelime olan 辺り için cümle seçmek. Üç cümle de MomSpeaking’in gerçek örnek cümleleridir. Gerçek motor bunların yanında, öğrenmekte olduğunuz kelime sayısını, cümleyi yakın zamanda duyup duymadığınızı ve tekrar zamanı gelmiş kelimeleri de beraberinde getirip getiremeyeceğini hesaba katar.

Böyle seçilen bir cümlede bilmediğiniz kelime çoğu zaman yalnızca bir tanedir; geri kalan her şey o kelimeyi anlamanıza yardım eden bağlama dönüşür. Krashen’in i+1’i, sizin kayıtlarınız üzerinden, her kart için yeniden hesaplanır.

4Tam zamanında tekrar

Öğrendiğiniz kelimeler tekrar için en uygun anda geri gelir: önce kısa aralıklarla, hafıza sağlamlaştıkça günler, haftalar, aylar arayla. Bir kelimeyle tam zamanında ve her seferinde farklı bir bağlamda yeniden karşılaşmak, kafanızda bildiğiniz bir kelimeyi dilinize yerleşmiş bir kelimeye dönüştürür.

Siz geliştikçe
öğrenme motoru da güçlenir.

Ne kadar ileri gidebilirsiniz?

Üye olun, 30 gün boyunca tüm özellikleri ücretsiz kullanın.
Ücretsiz deneme bittiğinde otomatik olarak ücret alınmaz.

App Store’dan İndirin Google Play’den İndirin

iPhone · iPad · iOS/iPadOS 26 veya üzeri  /  Android 8.0 veya üzeri

App Store, Apple Inc.’in hizmet markasıdır. Google Play ve Google Play logosu, Google LLC’nin ticari markalarıdır.

Kaynakça

  1. Cepeda, N. J., Pashler, H., Vul, E., Wixted, J. T., & Rohrer, D. (2006). Distributed practice in verbal recall tasks: A review and quantitative synthesis. Psychological Bulletin, 132(3), 354–380. https://doi.org/10.1037/0033-2909.132.3.354
  2. DeKeyser, R. (2007). Skill acquisition theory. In B. VanPatten & J. Williams (Eds.), Theories in second language acquisition: An introduction (pp. 97–113). Lawrence Erlbaum.
  3. Ebbinghaus, H. (1885). Über das Gedächtnis: Untersuchungen zur experimentellen Psychologie. Duncker & Humblot.
  4. Ericsson, K. A., Krampe, R. T., & Tesch-Römer, C. (1993). The role of deliberate practice in the acquisition of expert performance. Psychological Review, 100(3), 363–406. https://doi.org/10.1037/0033-295X.100.3.363
  5. Firth, J. R. (1957). A synopsis of linguistic theory, 1930–1955. In Studies in linguistic analysis (pp. 1–32). Blackwell.
  6. Hamada, Y. (2016). Shadowing: Who benefits and how? Uncovering a booming EFL teaching technique for listening comprehension. Language Teaching Research, 20(1), 35–52. https://doi.org/10.1177/1362168815597504
  7. Hu, M., & Nation, I. S. P. (2000). Unknown vocabulary density and reading comprehension. Reading in a Foreign Language, 13(1), 403–430.
  8. Japan Foundation & Japan Educational Exchanges and Services (Eds.). (2002). 日本語能力試験出題基準【改訂版】 [Test content specifications for the Japanese-Language Proficiency Test (Rev. ed.)]. Bonjinsha.
  9. Kadota, S. (2019). Shadowing as a practice in second language acquisition: Connecting inputs and outputs. Routledge.
  10. Krashen, S. D. (1985). The input hypothesis: Issues and implications. Longman.
  11. Kroll, J. F., & Stewart, E. (1994). Category interference in translation and picture naming: Evidence for asymmetric connections between bilingual memory representations. Journal of Memory and Language, 33(2), 149–174. https://doi.org/10.1006/jmla.1994.1008
  12. Lyster, R., & Ranta, L. (1997). Corrective feedback and learner uptake: Negotiation of form in communicative classrooms. Studies in Second Language Acquisition, 19(1), 37–66. https://doi.org/10.1017/S0272263197001034
  13. Nation, I. S. P. (2013). Learning vocabulary in another language (2nd ed.). Cambridge University Press.
  14. Pawley, A., & Syder, F. H. (1983). Two puzzles for linguistic theory: Nativelike selection and nativelike fluency. In J. C. Richards & R. W. Schmidt (Eds.), Language and communication (pp. 191–226). Longman.
  15. Saussure, F. de. (1916). Cours de linguistique générale. Payot.
  16. Schachter, J. (1974). An error in error analysis. Language Learning, 24(2), 205–214. https://doi.org/10.1111/j.1467-1770.1974.tb00502.x
  17. van Zeeland, H., & Schmitt, N. (2013). Lexical coverage in L1 and L2 listening comprehension: The same or different from reading comprehension? Applied Linguistics, 34(4), 457–479. https://doi.org/10.1093/applin/ams074
  18. Ye, J., Su, J., & Cao, Y. (2022). A stochastic shortest path algorithm for optimizing spaced repetition scheduling. In Proceedings of the 28th ACM SIGKDD Conference on Knowledge Discovery and Data Mining (pp. 4381–4390). ACM. https://doi.org/10.1145/3534678.3539081
  19. Zipf, G. K. (1949). Human behavior and the principle of least effort. Addison-Wesley.